Uz, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Sayın Divan, kıymetli milletvekilleri; İYİ Parti Grubu adına söz aldım. Bu vesileyle Gazi Meclisimizi ve yüce Türk milletini saygıyla selamlıyorum. Devlet dediğimiz şey sadece bina, tabela ve yönetmelikten ibaret değildir. Devlet, adalet varsa devlettir. Devlet, adaletle ayakta durur, güvenle yürür. O sebeple milletin evladı okula giderken ‘Bugün başıma bir şey gelir mi?’ diye düşünmüyorsa devlet devlettir. Öğretmen sınıfa girerken ‘Acaba evime dönebilecek miyim?’ demiyorsa devlet devlettir. İşte biz bugün bu basit ama hayati eşikten geriye düşmüş durumdayız. Kıymetli milletvekilleri, devlet başkanlarının kaçırıldığı, başkentlere bombaların yağdığı, suikastların normalleştirildiği bir çağdan geçiyoruz. İsrail ve ABD’nin İran üzerinden Orta Doğu’da yarattığı gerilimin bölgeyi istikrarsızlaştıracağını biliyoruz. Büyük Ortadoğu Projesi’nin aşama aşama kapımıza dayanmakta olduğunu görüyor, bu gelişmelerin Türkiye’yi nasıl etkileyeceğini sorguluyoruz. Burada asıl mesele şudur: Ülkeyi yöneten iktidar, risk analizi yaparken risklere değil de kendi iktidarının fırsatlarına bakıyorsa sıkıntı işte tam burada başlıyor. Deprem oluyor, hazırlık yok. Kartalkaya’da yangın oluyor, hazırlık yok. İliç’te, Soma’da maden faciası oluyor, yine hazırlık yok. Neden? Çünkü hazırlık kurum ister. Kurum liyakat ister. Liyakat hukuk ister. Türkiye, kurumlarıyla güçlü olmak zorundadır. Milleti ayrıştırarak, muhalefeti düşmanlaştırarak, hukuku çiğneyerek cephe kuramayız. İç cephe, milletin ortak aklına saygı duyularak kurulur. Meclis ise bu ortak aklın tecelligâhıdır. İktidar, ‘Kürt meselesi’ diyerek milletin aklıyla adeta dalga geçmektedir. Bugün Türkiye’de bir Kürt meselesi yoktur; çünkü konuşulan Kürt değil, terör ve onun elebaşıdır. Çanakkale’de omuz omuza savaştığımız, aynı siperde aynı ekmeği bölüştüğümüz, aynı bayrağın gölgesinde aynı kaderi paylaştığımız Kürtler bu milletin kardeşidir. Bu topraklarda biz Kürtlerin, Kürtler de bizimdir. Çanakkale’de birlikte aynı kıbleye döndüğümüz, aynı bayrağın altında gölgelendiğimiz, aynı vatanın toprağında koyun koyuna yattığımız bir birlikteliğimiz vardır. Biz böyle büyük Türk milleti olduk. Mesele etnik kökenlerimiz değildir. Mesele, hepimize doğrultulan terörün silahıdır. Terör örgütleriyle mücadeleyi sulandıran, vatandaşı etnik etiketlere sıkıştıran her dil hem Türk’e hem Kürt’e kötülük eder. Çünkü bu dil kardeşliği değil ayrılığı besler; eşitliği değil şüpheyi büyütür. Dünya yanarken, bölgemizde devletler sallanırken, sınırlarımızın hemen ötesinde istikrarsızlık büyürken; teröristlerle masaya oturup İmralı canisiyle pazarlık yapanlar bu milletin ne istediğini hâlâ anlayamıyor. Bu milletin aklı küçümsenecek bir akıl değildir. Bu millet oyunları sahada görür, niyetleri satır aralarında okur. ‘Terörsüz Türkiye’ diyerek, ‘terör’ ile ‘Türkiye’yi aynı cümlede kurup meseleyi bir Kürt meselesi hâline getiremezsiniz. Devletin temelini oluşturan vatandaşlık bağına dinamit koyamazsınız. Türk milletinin ortak kimliğini zayıflatıp ülkeyi etnik fay hatlarına itemezsiniz. Kimlerin işine yarar bu? Hangi küresel senaryoların değirmenine su taşır? Bölgemizde yeni bir emperyal akıl işletiliyor. Ulusların ortak kimliği zayıflatılsın, devletler parçalı ve yönetilebilir hâle getirilsin, toplumlar birbirine düşürülsün; sonra da ara buluculuk adı altında milletlerin boynuna yeni prangalar takılsın isteniyor. Dün Irak’ta gördük, Lübnan’da gördük, Suriye’de gördük; bugün İran üzerinden aynı tartışmaları izliyoruz. Etnik kimliklere seslenerek devletleri içten kırılganlaştırmak özgürlük değil, kimlik zehriyle yapılan bir yönetim mühendisliğidir. Türkiye’nin ihtiyacı birilerini memnun etme siyaseti değil, milleti birleştirme siyasetidir. Türkiye’nin ihtiyacı sözde iç cephe masalları değil, gerçek huzurdur. Gerçek huzur ise adaletin işlemesiyle, kurumların sağlamlığıyla ve liyakatin esas alınmasıyla mümkündür. O hâlde milleti ayrıştırmayı bırakacaksınız. Muhalefeti düşman görmeyi bırakacaksınız. Hukuku bir aparat gibi kullanmayı bırakacaksınız” diye konuştu.
"TÜRKİYE'NİN İHTİYACI KİMLİK SİYASETİ DEĞİL; ADALET, LİYAKAT VE GÜÇLÜ KURUMLARDIR"
Çanakkale Milletvekili Rıdvan Uz, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada; devletin temelinin adalet olduğunu, Türkiye’nin içeride kutuplaştırma ve dışarıda artan bölgesel tehditler karşısında güçlü kurumlara, liyakate ve hukuk devletine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğunu vurguladı.
Yayınlanma :
12.03.2026 16:42
Güncelleme :
12.03.2026 16:42
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: