Bilindiği üzere Hakkâri’nin Dağlıca bölgesinde teröristlerin yola döşediği mayınlı tuzağın patlaması sonucunda şehit düşen Çanakkale şehidi Ezineli Fatih Duru’nun cenazesi baba ocağı Ezine’ye gitmeden önce Çanakkale Havaalanına gelmişti. Havaalanından Çanakkale Belediyesi’ne ait cenaze nakil aracıyla alınan şehit naşı, ertesi gün Ezine’de yapılan törene de Çanakkale Belediyesi’ne ait araçla nakledilmesi planlanırken Vali Hamza Erkal’ın talimatıyla Lapseki Belediyesi’ne ait cenaze nakil aracıyla Ezine ilçemize götürülmüştü. Yaşanan bu olay sonrası Belediye Başkanı Ülgür Gökhan konu hakkında bir açıklama yapmış ve Vali Erkal’a tepki göstermişti. Belediye Başkanı Ülgür Gökhan konuyla alakalı yaptığı açıklamada şunları demişti; “Çanakkale Belediyesi olan bir arabaya saldırı olacağını düşündükleri için böyle bir uygulama gerçekleştirmişler, ancak Valimiz henüz yeni. Buraları pek bilmiyor. Çanakkale halkı, içerisinde cenaze taşıyan bir araca asla saldıramaz. Bu durumu kınıyorum”.
“CENAZE ARACININ DEĞİŞTİRİLMESİ EMRİNİ BEN VERDİM”
Bu sözler üzerine bir süre suskun kalan Vali Hamza Erkal suskunluğunu bozdu. Erkal, dün yapmış olduğu açıklamada konu ile ilgili şu ifadeleri kullandı: “Biliyorsunuz ben görevime yeni başlamıştım. Hemen akabinde Dağlıca’da bir kardeşimiz şehit olmuştu. Onun ilimize naaşının intikal ettirilmesi akabinde de defnedilmesi ile ilgili yaptığımız bir uygulama Belediye Başkanlığı tarafından basına yansıyan yönü itibariyle tatsızlık oluşturmuş.
Cenaze aracının değiştirilmesi emrini ben verdim” diyen Vali Hamza Erkal sözlerine şöyle devam etti: “Çünkü naşın geldiği gün, hem Ezine Belediye Başkanı hem de Ezine Kaymakam’ı Çanakkale Belediyesi’nin cenaze aracıyla naşın gitmesi durumunda orada bir huzursuzluk olacağını bana ifade ettiler. Ben de tüm ilin güvenliğinden sorumlu bir şahıs olarak hemen orada kararı verdim. Bunun sonucunda Ezine Belediyesi’nin bir cenaze aracı almasını istedik. Ondan sonrası Kaymakam’ın ve Belediye Başkanı’nın istişareleriyle Lapseki’den araç talep edilmiş. Kendi araçları klimalı olmadığı için böyle bir talepte bulunulmuş. Cenazeyi alıp askeri hastaneye götürürken Çanakkale Belediye Başkanına yönelik tepkiler vardı. Biz de onunla ilgili hemen müdahale ettirdik. Şunun da bilinmesini isterim, biz hem Belediye Başkanı’nın hem de Milletvekili’nin güvenliğinden sorumluyuz. Onların da burada rahat bir şekilde faaliyetlerini gerçekleştirmesi için elimizden geleni yaparız. Sonrasında bu yaptığımız eleştirildi. Eleştirilebilir. Fakat ben yaklaşık 22 yıldır idari amirim. Dolayısıyla da devlet kademelerinde iletişimin televizyon kameralarıyla olmaması gerektiğini düşünen bir insanım. Ben bugün ilk belki de son kez televizyon kameralarıyla iletişim kuruyorum. Kurumlar arası iletişimi televizyon aracılığı ile kurmam. Bir sürü iletişim aracı vardır. Telefon ederim görüşürüm. Yazı yazarız veya başka yolu vardır. Bize yönelen eleştiriler televizyon kameralarıyla olduğu için ben de bunu televizyon kameraları vasıtasıyla söyleme ihtiyacı duyuyorum. Bir kere sadece bir aracın değiştirilmesinin bu kadar dalgalanma yapacağını hiç düşünmemiştim doğrusu. Bunun niye bu kadar abartıldığını da anlamış değilim. Çünkü orada verilecek tepkiyi engellemek elbette bizi güvenlik güçlerinin imkanı dahilindedir. Sadece bir aracı değiştirmekle olayı çözmüş bulunmaktaydık. Bunun Belediye Başkanı tarafından ‘ Vali ne iş yapıyor?’ şeklinde yansıtılmasını hiç doğru bulmuyorum.
“SUSKUNLUĞUMUZ ASALETİMİZDENDİR”
“Ben işimi bilen bir adamım. Güvenlik benim işim. Dolayısıyla da ben işimi yaptım. Kimse de bana işimi öğretmeye kalkmasın” diyen Vali Hamza Erkal sözlerine şöyle devam etti: “Ayrıca biz bunu bilmemize rağmen yeni başlamışız ve sustuk. Suskunluğumuz asaletimizdendir. Yoksa her lafa verilecek bir cevabımız olur. Dolayısıyla ben Belediye Başkanı’yla görüştüğümde, ‘ Başkan, herhangi bir sıkıntı var mı? Size yönelik bir tepki var mı? diye sorduğumda O da, ‘ Hayır, Sayın Valim bir sıkıntı yok’ dedi. Daha sonraki süreçte biz bir araya geldiğimizde cenaze aracı ile ilgi serzenişlerini duydum. Ben dedim, ‘Gel çıkalım televizyonlara söyleyelim benim emrim olduğunu’ fakat gelip makama gazeteleri okuduğumda işin sadece bu kısmını değil, daha da abartıldığını gördüm. Doğrusu bu beni rahatsız etti. Biz işimizi bilen insanlarız. Hem Belediye Başkanı’nın kendisinin hem Milletvekillerinin hem de tüm Çanakkale’nin teminatı biziz. Herhangi birisine yönelebilecek en ufak bir harekette bile biz sorumluyuz. Dolayısıyla da hiç kimse tereddüt etmesin. Herkesin güvenliğini alacak güçte, yetenekte ve kudretteyiz. Bundan sonra da kurumlarla kameralar ile iletişim içerisinde olmayacağım” dedi.
Yorumlar
Kalan Karakter: